Akciğer Kanseri Tedavisi


Solunum vücuda oksijen vermek ve vücuttan karbondioksidi atmak için yapılır. Akciğerler bir zarla örtülü olarak göğsün iç duvarına temas ederler ve göğüs duvarının hareketlerine uyarak daralıp genişlerler. Kalpten gelen kan, akciğerlerde dış hava ile temas eder, oradan oksijen alır ve içindeki asit karboniği dış havaya verir. Hava, akciğerlere girebilmek için, burun ve geniz boşluğundan ve gırtlaktan geçer, hava borularına girer- Buradan hava borucuklarına geçerek hava keselerine kadar varır. Kanla havanın teması bu kesenin iki tarafında vaki olur. Burun ayni zamanda koku uzvunu ihtiva eder. Burun esas burun boşluğu ile tâli boşluklara ayrılır. Bu tâli boşluklar alın kemiğinin ve üst çene kemiklerinin içindedir. Bütün bu boşluklar pembe renkte bir zarla örtülüdür ki burada kan damarı, mukoz bezleri ve sinirler boldur. Bu zar, boşluğu iyice kapatır ve kemiklerin iç döşemesini teşkil eder. Burun perdesinin üst kısmında üst korne civarında koku alan mıntıka bulunur. Burada koku alan hücreler vardır. Burun zarının daima rutubetli olması lâzımdır. Koku alma kabiliyeti buna bağlıdır. Bu gibi kuruduğundan veya tıkayan nezlelerle koku alamaz oluruz. Burun boşluğuna giren havayı ısıtmak ve nemlendirmek vazifesini de görür. Bu sayede akciğere giren hava daima dış havadan daha sıcak ve rutubetlidir. Gırtlak, hareketli kıkırdaklardan mürekkep bir iskelete sahiptir ki içi burun zarının devamı olan bir zarla örtülüdür. Ses bantları da buradadır. Gırtlağın yukarısında bir kapak bulunur ki yemek lokmalarının nefes borusuna kaçmasına mani olur.

Akciğerde solunum bu uzvun büzülüp genişlemesinden meydana gelir ki bir körük hareketini andırır. Akciğerlerin genişlemesi kendi kendine olmayıp göğüs kafesinin ve diaframın hareketleri neticesi olur, yani akciğerin hareketleri aktif değil, pasiftir.

Nefes almadan diaframın karına doğru basılır, göğüs kafesi genişler, bu suretle akciğerin içerisindeki basınç düşer, bunun neticesi olarak dış hava akciğerin içine girer- Nefes vermede ise akciğer sıkışır, basınç yükselir, dış hava basıncım geçer, bu sebepten soluk akciğerden dış havaya geçer. Akciğer keseciklerinin içi düz, ince bir zarla örtülüdür.

Solunumda akciğerler, ihtiva ettikleri havayı hiç bir zaman İ tam olarak dışarıya vermezler, normal bir solunumda mübadele edilen gaz miktarı 500 cm3 dür. Fakat insan kendisini zorlarsa § buna ilâveten 1500 cm3 daha hava alabilir ki buna tamamlayıcı 1 hava derler.

Keza normal miktarda hava verdikten sonra insan kendini 5 zorlarsa daha 1200 -1800 cm» hava. çıkarabilir. Buna da ihtiyat havası derler. En derin bir hava alma ve en derin bir hava verme sayesinde akciğerlerden geçebilen havanın miktarı 3200 – 5000 cm3 ki buna (‘vital kapasite) derler. Alelade bir solunumda bu kapasitenin ancak altı, yedide biri kullanılıyor demektir. Spor yapanlarda vital kapasite fazlalaşır 6 bin santimetre küpe kadar çıkabilir.

Nefes sayısı dakikada 12 – 20 arasında oynar. Ortalama dört nabza bir nefes düşer. Yatan insanda oturana göre nefes sayısı daha azdır. Nefes en ziyade çocuklarda hızlıdır. Kadınlarda da erkeklerden daha hızlıdır. Bedenî faaliyet esnasında nefes sayısı kalp atımı ile birlikle hızlanır.

Akciğerlerin sınırlarını tayin için parmakla göğsün üzerine vurularak çıkardığı sese bakılır. Akciğerin bulunduğu yerlerde hava ile dolu bir fıçının çıkaracağı ses duyulur. Altında akciğer bulunmayan yerlerde ise mat kesik bir ses duyulur. Nefes almada duyulan ses bir harfi yavaşça söylerken çıkarılan ses gibidir. Bu sesin sebebi ciğer boşluğuna havanın sürtünmesidir. Nefes vermede duyulan ses yumuşak ve hafif bir hışırtıdır. Büyük hava boruları içinde duyulan ses tiz perdeden H ile A arasında bir sestir. Hastalıklarda, bu sesler değişeceğinden teşhiste- bundan faydalanılır.

Havadaki rutubetin yani su buharının miktarı hararetle orantılıdır, İnsana en iyi gelen hava buharla meşbu hava değil yüzde 70 su buharını ihtiva eden havadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir