AKCİĞER TÜBERKÜLOZU


AKCİĞER TÜBERKÜLOZU (Verem – İnce hastalık ): İnsanlığın en korkunç düşmanlarından biridir. Amili, 1882 yılında Robert Koclı tarafından keşfedilen çomak şeklinde bir mikroptur. Hastalık anca bu mikrobun vücuda girmesiyle meydana gelebilir. Mikrobun üç çeşidi vardır. İnsanda hastalık yapan tip, sığırda hastalık yapan tip, nihayet tavuklarda hastalık yapan tip, Vücudun bulaşması muhtelif yollardan olabilir. En mühim yol, tüberküloz mikroplarının teneffüsle akciğere girmesidir. Veremli insanların konuşurken veya aksırırken havaya fırlattıkları mikroplar en mühim kaynaktır. Bundan başka canlı tüberküloz mikroplarını ihtiva eden inek sütünün içilmesi vücutta hastalık yapabilir. Balgamla toza karışan veya bir yerlere yapışan mikroplar oralarda epeyce zaman canlı kalabilirler.

Tüberküloz mikrobunun ilk yerleştiği yere (primer ocak) denir. Çok defa buraya komşu olan Ienf bezleri ele hastalanarak böylece «rimer kompleks» meydana gelir. Hemen her insan bu safhayı geçirir. Demek oluyor ki tüberküloz bulaşmak aşağı yukarı herkes için mukadderdir. Ekseriya akciğerde olan bu primer tüberküloz çok şükür ki yaygın bir hastalık şeklini almaz. Ekseriya vücudun mukavemeti sayesinde bertaraf edilir. Primer ocağının yerinde küçük bir kireç ocağı kalır. İnsan yeniden tüberküloza bulaştığında veya evvelce geçirilmiş tüberküloz ocağının uyanması takdirinde korkulan hastalık baş gösterir. Tüberküloz ocağında nesiç erir. eriyen maddeler bir hava borusuna açılabilir. Böylece dış hava ile irtibatlı bir boşluk meydana gelir ki, buna kavmi denir. Böyle kavernli insan etrafına daima mikrop saçan bir insan mihrakıdır. Buna açık tüberküloz derler. Sükûn halindeki tüberküloza gayri faal, devam etmekte bulunan tüberküloza faal denir. Akciğerde bulunan tüberküloz mihraklarından vücudun başka yerlerine mesela Ienf bezlerine, böbreğe, perituana yumurtalığa husye üstü bezine, kemiğe, mafsala, bağırsağa ve beyin zarlarına kan yolu ile yayılabilir. Balgam çıkarma esnasında basiller hançere de yerleşebilirler. Burası hastalanır. Sonra yutulan balgamdan bağırsaklar hastalanır. Akorgerden akciğer zarına atlayabilir. Akciğerden kitîevî olarak mikroplar kalkıp bütün uzuvlara yayılırsa ona milyar tüberküloz denir ki en ağır hastalıklardan biridir. Yakın tarihlere kadar daima ölümle neticelenen bu hastalık şimdi antibiyotikler sayesinde çok zaman tedavi edilebilmektedir.

Herkes hayatında bir defa tüberküloz mikrobu yuttuğu halde hastalık niçin baş göstermiyor? Araştırmalar gösteriyor ki, hastalığın meydana gelmesi için mikrobun vücuda girmesi kâfî değildir. Vücutta buna bir istidat bulunması lâzımdır. Bu, bünyeden olabildiği gibi açlık, yorgunluk, keder gibi hallerden de olabilir. İşte mikropla istidadın bir araya gelmesiyledir ki, hastalık baş gösterir. Bundan başka yaşların da farkı vardır. Süt çocuğu çağı., en kritik yaştır. Bulaşmaların çoğu mektep çağlarında oluyor. Çocukların çoğu primer mihrak sahasını mektep çağında geçirirler, sonradan tamamen şifa bulurlar. İkinci kritik yaş, bülûğ çağıdır. Otuz yaşından sonra tehlike nisbeten azalır. Bu yaştan sonra yeniden bulaşma nâdirdir.

Bir çok insan, akciğer tüberkülozundan öldüğüne göre herkesin bu hastalık hakkında bilgi sahibi olması lâzımdır. Hastalık bazen âni bazen da sinsi tarzda başlar. Çok defa grip zannedilir. Hafif ateş, kırıklık, sırt ağrısı, hafif öksürük bazan da durup dururken bir kan tükürmesi olur. Bu bir akciğer kan damarının yenip aşınmasından ileri gelir. Hastaların muayenesinde akciğerin dinlenmesi, balgam muayenesi, bilhassa röntgenden istifade edilir. Çocuklarda tüberîıülin taamülü yapılır. Bu ımaksatla deriye tüberkülin merhemi oğulur veya tüberkülin mahlülü zerkedilir. Tüberkülin içinde canlı basiller bulunmayıp yalnız basilin ihtiva ettiği zehirli madde bulunur ki, tüberküloz mikrobundan elde edilir. Taammülün müsbet olduğu, aşı yerinin kızarması, hafifçe şişmesi ve kabarcık yapmasından anlaşılır. Bu hal çocuğun evvelce tüberküloz mikrobu ile temasa geçmiş olduğunu gösterir. Tecrübe büyüklerde yapılırsa hemen herkeste müsbet çıkar. Ancak müsbet oluş, faal bir akciğer veremi bulunduğuna delil değildir. Tüberküloz erkenden teşhil edildiği takdirde açık şekli bile şifası kabil bir hastalıktır. Tedavi en iyi şekilde sanatoryomlarda ve verem hastahanelerinde olur. Hafil kapalı veremlerde muntazam bir istirahat kürü, yağı ve proteini bol bir gıda şifa getirebilir. Açık tüberküloz için kolaps tedavisi tatbik edilir. Bu maksatla akciğer zarının iki yaprağı arasına hava verilerek akciğer faaliyetten alıkonur. Göğüs za-riyle akciğer arasında iltisaklar meydana geldi ise bunları çözmek üzere pnoymoliz ve torakoplâsti denen ameliyatlar yapılır. Akciğere bazan hava yerine yağ verilir.

Son zamanlarda antibiyotik ve antitüberküloz maddelerin geniş ölçüde tatbikine şahit olmaktayız. Bu ilâçlar şimdiye kadar şifasız sayılan hançere ve barsak tüberkülozunu bile tedavi etmektedirler. Son zamanlarda D2 vitamini de kullanılmaktadır.

İnsanları tüberkülozdan korumak için uzun zamandan beri aranmakta olan aşı da nihayet bulunmuştur. Sun’î olarak zayıflatılmış tüberküloz basillerinden Calmet tarafından meydana getirilen bu aşı B. C. G. aşısı namiyle anılmaktadır.

Tüberküloza karşı savaşta sadece sanatoryum ve hastahane teşkilâtı kâfi gelmediğinden bütün tıp mensuplarının ve halkın işbirliği icap etmiş ve tüberküloz mücadelesi devletlerin mühim vazifeleri arasına girmiştir.

Bu maksatla halkın tüberküloz bakımından taranması, seri halinde röntgen muayeneleri usulü ihdas edilmiş ve tüberküloz dispanserleri açılmıştır. Bu çalışmalar neticesinde bilhassa açık tüberkülozlar erkenden teşhis edilerek bunların tecridi ve tedavisi mümkün olmaktadır.

Tüberkülozda korunma : Her hastalıkta olduğu gibi tüberkülozda da korunma tedaviden daha hayırlı ve daha faydalıdır.

En önemli tedbir : Veremlinin çıkardığı balgamın zararsız hale getirilmesidir. Bu maksatla evlerde, sokaklarda balgam tükürmeyi menetmek lâzımdır. Hastaların yanında tükürük hokkası bulundurmalı, hastanın elbiseleri sık sık temizlenmeli, evde ve sokakta toz kalkması önlenmeli, süt içilmezden evvel mutlaka kaynatılmalı, eller, tırnaklar, dişler, ağız günde bir kaç defa temizlenmeli. Hastalar iyi beslenmeli. Alkol men edilmeli, evlere temiz havayla, bol güneş girmeli, çocukları ve gençleri dayanıklı yapmak için makûl sporlara sevk etmeli.

Sağlık tedbirleri en başta gelen çaredir. Erken yatmak, kâfi uyku, kuvvetli gıda, havadar güneşli mesken korunmanın başlıca çaresidir. Çocukların sistemli olarak aşılanması çok önemlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir