Erkek Çocuğun Cinsel Eğitimi


Kadın doğum, bevliye veya psikiyatr uzmanlarına başvuran yüzlerce insan, doktoruna bir yakınlık duyduğunda hep aynı şeyi söylerler:
“Eğer bana gençliğimde seks hakkında doğru ve açık bilgi verilseydi, şimdi hayatım böyle alt üst olmazdı.”

Bu itirafı hazırlayan temel sebep, anne ve baba ile çocukları arasında seksüel konularda hiçbir bağın mevcut olmayışıdır. Oysa bu bilgiler temel olarak evdeki büyüklerden alınmalı, daha sonra eğitime okullarda devam edilmelidir. Bir araştırma, Amerika ve İngiltere’de halkın yüzde 5’inin seksüel bilgilerini aileden aldıklarını ortaya koymaktadır. Bu orandan daha azı ise, okullar ve kiliselerde bir şeyler öğrenebilmişlerdir. Bu durum sadece geçmişte değil, şimdiki nesil için de geçerlidir. Ne var ki, yetersiz cinsi eğitim yüzünden mutsuz olmuş, hayatları kararmış yetişkinler, aynı hatalı davranışları kendi çocuklarına da uygulayarak bunu hatalar geleneği halinde devam ettirmektedirler. Konunun en acı noktası budur. Dolayısıyla bu gerçekler, cinsi eğitimin çocuklar kadar büyükler içinde gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.

• Büyüklerin hatâsı çocukları mutsuz ediyor Özellikle babalar, nedense çocukluk ve gençlik devrelerinde kendilerine azap veren problemlerini çok çabuk unuturlar. Nice sızlandıkları ve gelecekteki çocuklarını yetiştirme konusunda kendilerine söz üstüne söz verdikleri dönemi atlatınca umursamazlığın kozasına çekilirler. Çocukları olduktan sonra da, onların cinsi hayatları yokmuş, olamazmış gibi bir tavır içine girerler. Kendi çabalarıyla edindikleri bilgileri de, çocuklarına aktarırken şaşkın, kararsız ve yeteneksiz kalırlar. Giderek aynı beceriksizliği ve umursamazlığı öğretmenlerle doktorlar da sürdürür. Ama bütün bunların acısını çocuklar çeker.
Peki, bütün bu gerçekleri gördükten sonra ne yapmalıyız? Anne veya baba, çocuklarının haklı problemleri karşısında suskun kalarak, kendisinin “Bana bir şey öğretmediler” diye yakındığı anne ve babası gibi mi olacaktır? Ya da onları korku ve suçluluk duygusuna boğacak etkisiz yöntemler ve baskılar mı uygulayacaktır? Yoksa onlara sevgi ve şefkatle gerekli eğitimi vermeye mi hazırlanacaktır?
İşte bütün anne ve babaların bu soruları kendilerine sormaları gerekmektedir.
Çocuklarına cinsi hayatla ilgili bilgi vermek isteyen anne ve babalar genellikle bir noktada hataya düşerler. O da bu eğitimin zamanı meselesidir. Ya kız çocuğu büyüyecek, kendisindeki vücut değişikliklerinin farkına varacak, annesine bunun ne olduğunu soracaktır. Ya da erkek çocuk ilk rüyalarını görmeye başlayacak, anne bunu hissettiği anda onu karşısına alarak gerekli bilgileri vermeye başlayacaktır. Tabi bu arada çocukların, bütün bunların niçin olduğunu öğrenene kadar duyduğu korku, heyecan, telâş ve bunalım ciddi bir tehlike yaratmazsa…

Unutmamalıdır ki, seks eğitimi devamlı değişiklik gösteren bir meseledir. Bir babanın 12-14 yaşına gelmiş bir çocuğunu karşısına alarak, hayatın gerçekleri karşısında konferans vermeye yeltenmesi son derece etkisiz bir yoldur. Önemli olan, çocukların cinsi eğitimlerinin doğumdan hemen sonra başlamasıdır. Gerçek eğitim doğumla birlikte başlar ve onun yetişkin bir insan olarak evini terk ettiği zamana kadar sürer. Gerçek ve doğru olan budur. Yoksa testi kırıldıktan sonra, yani çocuk zamanında verilmeyen eğitimsizlik yüzünden ilk acıları yaşadıktan sonra kolları sıvamak hemen hiçbir şeye yaramaz.

Seks, kişinin özel hayatıyla ilgili bir meseledir. Ancak bunun utanılacak bir olay olması ile bir farkı vardır. Bu sebeple anne ve baba arasındaki cinsi ilişkiler çocukların gözü önünde değil, gizli bir şekilde olmalıdır. Cinsi eğitim veriyorum diyerek, her şeyi bütün açıklığıyla çocuklara göstermek hatalı bir davranıştır. Bu aşırıya kaçmak olur. Ve yine, cinsi ilişkilerin utanç verici bir olay olarak gösterilmesi, hatta bunun hissettirilmesi bile yanlıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir